Kıymetli okurlar,
Bugün size öyle bir hikâye anlatacağım ki…
Aslında hikâye değil, düpedüz bizim buraların özeti.
Ormanda bir “tip” türemiş…
Kendini kurt zannediyor.
Ama ne duruş var, ne ağırlık…
Ne de o taşıyacak karakter.
Kafasına göre bir sürü kurmuş.
Etrafına da kendisi gibi “menfaatten beslenenleri” toplamış.
Kural yok…
Ahlak yok…
Sınır yok…
Ormanın her köşesini babasının malı gibi kullanıyor.
Bugün orada…
Yarın burada…
Her yerde var ama aslında hiçbir yerde yok.
Ama işin en tehlikeli tarafı şu:
Dışarıya öyle bir “temiz adam” rolü kesiyor ki…
Gören de gerçekten bir şey sanır!
Sanki dürüstlük abidesi…
Sanki bu memlekette kirlenmemiş tek kişi…
Ama işin mutfağını bilen biliyor.
Ormanda kim ne yapıyor, kim kiminle yol yürüyor, kim nereden besleniyor…
Hepsi kayıt altında.
Herkes susuyor diye kimse görmüyor zannetmeyin!
Ormanın gerçek sahipleri var.
Konuşmazlar ama günü geldi mi kimseye hesap sormazlar…
Hesabı keserler.
Aslanlar…
Onlar izliyor.
Ne bağırıyorlar…
Ne çağırıyorlar…
Sadece zamanı bekliyorlar.
Çünkü bu işler aceleye gelmez.
Ama şunu çok iyi bilirler:
Ne kadar rol yaparsan yap…
Ne kadar üstünü örtmeye çalışırsan çalış…
Bir gün gerçek ortaya çıkar.
Ve o gün geldiğinde…
Kurt postuna bürünenlerin aslında çakal bile olamadığı herkesin gözüne sokulur.
O çok güvenilen sahte düzen çöker…
O çok sağlam sanılan yapı dağılır…
Ve geriye sadece rezillik kalır.
Bir söz vardır ya;
“Terazi var, tartı var…
Her şeyin bir vakti var…”
İşte o vakit yaklaşıyor.
Bugün alttan iş çevirip kurnazlık yapanlar….
Yarın hesap verir.
Bugün kendini bir şey sananlar…
Yarın ortalıkta yüzünü saklayacak yer arar.
Bu kentte herkes her şeyi görür ama,adece zamanın gelmesini bekler.
Ve o zaman geldiğinde…
Ne maske kalır,
Ne hikâye…

YORUMLAR